ŞEKER HASTALIĞI(diabetes mellitus)

Şeker hastalığı, kanda glikoz seviyesinin yükselmesi ile kendim gösteren bir hastalıktır. I
Şeker hastalığının belirtileri başlıca kanda glikoz sevi­yesinin yükselmesiyle ve dokular tarafından kullanılma-masıyla ilgilidir. Şeker hastalığı çok değişik şikayetlere yol açabileceği gibi bazejı hiç bir bulguya yol açmaz ve tesadüfen tesbit edilir. Şeker hastalığının en çok rastla­nan belirtileri şunlardır; çok idrara çıkma, çok su içme, gece idrara çıkma, susuzluk, kilo kaybı, halsizlik ve gece krampları (özellikle yaşlılarda). Ancak birçok şeker hasta­sı bu şikayetlerin hiçbirisi olmaksızın hastalığın sebep olduğu başka belirtilerle de hekimlere başvurabilir. Bu hastalar mesela ciltte sık tekrarlayan mantar enfeksiyon­ları sebebiyle cilt doktoruna, görme bozukluğu sebebiyle göz doktoruna, cinsel iktidarsızlık sebebiyle bir üroloji uzmanına başvurabilir ve tetkikler sonucu bu bulguların şeker hastalığına bağlı olduğu anlaşılır.
I
Şeker Hastalığının Hastada Bıraktığı Arızalar:
Şeker hastalığı vücudun hemen hemen her organını etkiler ve bazılarında kalıcı bozukluklara yol açabilir. Günümüzde bütün dünyada körlüğün en önemli sebeple­rinin başında şeker hastalığı gelmektedir. Yine aynı şe­kilde böbrek yetmezliğinin en sık rastlanan sebeplerin­den birisi de şeker hastalığıdır. Ayrıca beyin damarlarının etkilenmesi sonucu inmeler, kafb damarlarının tutulması sonucu kroner kalb hastalıkları ve bacak damarlarının utulması sonucu da yürürken artan ve dinlenme ile ge­çen şiddetli bacak ağrıları meydana gelir. Aynca kan ba­sıncında yükseklik, ayaklarda ve ellerde uyuşma, karın­calanma ve ağrılar, kangrenler, cinsel iktidarsızlık, is­haller ve daha seyrek olarak kabızlık, hastalığın ileri dö­nemlerinde idrar tutamama, hatta büyük abdest kaçırma gibi tedavisi çok zor hatta imkansız belirtiler, safra kese­sinde taş görülme sıklığının artması, osteoartrit, ayağa kalkınca kan basıncında düşmeler ve daha birçok bo­zukluk meydana gelebilir. Bu bozukluklar mutlaka ortaya çıkacak diye bir kaide yoktur. Bazı hastalarda bu belirti­lerden hiçbirisi görülmezken, bazı hastalarda bir çoğu ortaya çıkabilir. Şeker hastalığına bağlı bu bozukluklar kısmen hastalığın süresine ve şiddetine bağlıdır. Son yıl­larda yapılan araştırmalara göre, şeker hastalığı çok iyi tedavi edildiği zaman bu belirtileri ya ortaya çıkmamakta veya hafif seyretmektedir.

Tedavi:
Tedavide başarıya ulaşabilmek için en önemli ilk adım hastalann ve hasta yakınlarının eğitilmesidir. Şeker has­talığının hayat boyu süren bir hastalık olduğu ve tedavi edilmediği, yada yetersiz tedavi edildiği takdirde ileride telafisi mümkün olmayan bozukluklara yol açabileceği, buna karşıhk iyi bir tedaviyle normal bir hayat yaşayabi­leceği) en âzından şeker hastalığının yol açabileceği bo­zuklukların daha hafif veya daha geç ortaya çıkabileceği belirtilmelidir. Günümüzde düzenli spor yapma şeker hastalığında, özellikle de Tip 2 diabette artık tedavinin vazgeçilmez bir unsurudur. Düzenli spor şeker hastaları­nın kendilerini daha iyi hissetmelerine yol akacak, ayrıca şişman hastalann kilo vermelerine yardımcı olacaktır. Di­yet de şeker hastalığının tedavisinde mihenk taşlarından birisidir: Tip 2 diabetli hastaların bir kısmı sadece diyetle tedavi edilebilirler. Diyet tedavisinde esas amaç hasta­yı olması gereken kiloda tutmaktır. Eğer şişmansa (Tip 2 diabetli şeker hastaların yaklaşık % 85 kadan şişmandır) ideal kilosuna gelinceye kadar zayıflatümalıdır. Diyet hastanın çalışma şartlan, hayat tarzı, ekonomik durum ve ağız tadı dikkate alınarak hazırlanmalıdır. Tedavide diğer bir husus ağızdan alınan ilaçlardır. Bu ilaçlar Tip 2 diabette kullanılırlar, Tipi diabette etkileri yoktur. Tip 2 diabetlilerin bir kısmında ve Tip 1 diabetli hastaların hep­sinde insülin hormonunun dışarıdan verilmesi gerekir. İnsülin hormonu özel durumlar dışında cilt altına yapılır. Günde bir veya birkaç defa yapılabilir. Son yıllarda Tip 1 diabetli hastaların tedavisinde pankreas nakli veya pank­reasta bulunan insülin Salgılayan Beta hücrelerinin nak­liyle ilgili önemli gelişmeler kaydedilmiştir.
“Şeker hastalığım devamlı susuzluk, suya kanmama, su içtikten sonra da, daha idrar kıvamına gelmeden sık sık idrara çıkma olarak tarif etmiş ve kötü bir hastalık oldu­ğunu söylemiştir.
Sebepleri:
* Bazı tabipler, şeker hastalığı hiç bir sebebe bağlı ol­mayarak kendiliğinden ansızın meydana çıkar, demişler­dir. Fakat ben bu görüşe katılmıyorum.
* Bana göre hastalığın sebebi böbrek, yetmezliği veya idrar yollarının genişlemesi, idrar kanallarının ağızlarının açılması, idrarı tutamamaları veyahut ta böbreklerde ha­raretli ve kuvvetli bir emme gücü meydana gelmesi, bu sebeple vücudun derinliklerinden özellikle mide ve kara­ciğerden, daha henüz idrar kıvamına gelmemiş, fakat su­ya yakın bir durumda olan rutubetlerden taşıyamayacağı kadar idrar toplaması (sanki bir emme-basma tulumbası gibi çalışarak) topladığı idran bekletmeden mesaneye göndermesi, mesanenin de fazla gelen bu idran sık sık dışan atmak mecburiyetinde kalması. Karaciğerin de başka organlardan su emmeye çalışması. Zira diyabet kelimesi yunanca olup devr-i dâini anlamına gelmekte­dir. Böbreklerin belli bir süre böyle çalışması karaciğer yetmezliğine sebep olur ve onu normal çalışamaz hâle getirmektedir. İşte hastalığın asıl sebebi budur.
* Bazan da hastanın bütün vücut ısısı düşer ve susuz­luk başlar (karaciğerin harareti de düşmüş olduğundan şekerli maddeleri yakamaz hâle gelir) Fakat bu pek az olup nadir olarak görülür.
Belirtileri:
* Susuzluk, su içtiği halde suya kanmamak, aşın hara­ret;
* Sık sık idrar yapmak,
* Hastanın giderek zayıflayıp erimesi vs. gibi şeylerdir.
Perhiz ve Tedavi:
Hastalıkta hararet hakim olduğu için alınacak ilaçlar, vücudu soğutucu ve nemlendirici olmalıdır.
* Bazan küçük havuz veya küvet içinde soğuk su ban­yosu yapmalıdır. Çünkü böyle bir banyo susuzluğu ve böbreklerin hararetini teskin eder ve adaleleri kuvvetlen­dirir.
* Şeker hastasının genel olarak tabiatı kuru olduğun­dan normal |bir şekilde yumuşatıcı maddelerle lavman yapılması da faydalıdır. Ekşi ayran, süt ve badem yağı ile de lavman yapılır.
* Hastalığın başlangıç döneminde damardan kan al­mak ta çoğu kez faydalıdır.
* Marul gibi sebzeler, meyveler, idrar söktürücü olma­yan soğuk şuruplar alınmalıdır.
* Havası soğuk ve rutubetli yerlerde (meskenlerde) o-turmalıdır.
‘ Kâfur ve nilüfer gibi güzel ve soğuk kokular kok­laması da faydalıdır. Uyumakta iyi gelir, çünkü uyku esasında susuzluk hissetmez.
• Susuzluk hissini unutturacak bir işle meşgul olmalı­dır.
• Su içmek istediği zaman iyice soğutulmuş su içmeli-dir.
• Yorulmaktan, ağır işler yapmaktan sakınmalıdır.
• İdrar söktürücü gıdalardan sakınmalıdır. Tabiatı yu­muşatıcı, nemlendirici, susuzluğa karşı yardımcı olacak gıdalar alınmalıdır.
Sığır veya koyun yoğurdunun ekşi suyu gerçekten faydalıdır, susuzluğu da teskin eder. ‘ Arpa ekmeği yemelidir.
• Yoğurt, özellikle ekşi koyun ve inek yoğurdu, soğuk su ile yapılmış ekşi ayran,
• Ekşi nar ve ekşi erik şurubu, nane şurubu, hıyar suyu, mümkün olduğu kadar su yerine bunlar içilmelidir.
Taze gülsuyu ve gül usaresi faydalı olup susuzluğu giderir.
• Yulaf çorbası, sirkeli yahni, etli çorba, et suyu, tavuk ve piliç etleri, ekşi meyveler, dana eti, ekşili yemekler, yağsız sığır eti, taze balık, su ilave edilerek kaynatılmış süt veya az miktarda süt ile beslenmeleri tavsiye edilmiş­tir.

Bu yazı için yorum yapın

You must be logged in to post a comment.