Reflü
Kişinin yediklerinin istemeden ağza doğa: geri gelmesi ve göğüs kemiğinin arkasında yanma hissetmesi en tipik şikayettir. Bu şikayetler sıklıkla yemek yedikten sonra oluşur. Amerikalıların ‘hearî bum’ yani kalp yanması dedikleri durumu çoğu hasta, ağza acı su gelmesi ve yanma olarak arılatır. Bu bazen yanma değil de ağrı olarak da algılanabilir. Bu tip bir ağn, ileri yaştaki birinde kalp hastalıdan ile bile karışabilir. Çünkü ciddi bir reflü atağının ağnsı aynen kalp krizi ağrısı gibi boyuna, sırta ve kollara vurabilir. Kalp problemi olduğunu sanıp doktora başvuran ileri yaştaki kişilerin ağnlannın altında yatan neden reflüdür. Reflüde en tipik durum; genç ya da orta yaşlı birinin genellikle yemeklerden sonra veya yattığında, ya da öne doğru eğildiğinde mide içeriğinin ağzına doğru geldiğini hissetmesi ve göğüs kemiğinin ait kısmına yakın bölgede yanma hissi oluşmasıdır. Bazı hastalardaki yanma hissi ise sadece göğüs kemiğinin en alt ucunun arkasında oluşur.

Reflü hastalığı birçok kişide ise sık tekrarlayan ses kısıklıklarının, seste kabalaşma ve çatallanmanın, ses yorgunluğu dururnlannın ve boğaz problemlerinin araştınlması sırasında tanı konur. Reflüye bağlı boğaz problemi olanlar daha çok sabah uyandıklarında şikayetlerinin fazlalığından yakınır. Bunun nedeni gece yatar pozisyonda uyurlarken hem bilinçsiz olmalarından hern de yerçekiminin koruyucu etkisinden mahram kaldıklarından, fark etmeden olan reflüdür. Böyle hastalara tecrübeli kulak burun boğaz uzmanlan tanı koyabilir. Buna Laringofaringeal refiü denir. Ses kabalaşmasının yüzde 10′undan, kronik larenjit ve geçmeyen boğaz ağrısının yüzde 50’sinden, boğazda düğüm hissinin yüzde 30′undan reflü sorumludur.
İleri derecede asit özellikte olan mide içeriğinin çok az miktannın ağza ve genize gelmesi ses tellerinde, etrafındaki dokularda tahribata neden olur. Şarkıcı, tiyatrocu, spiker, öğretmen, imam gibi sesini profesyonel olarak kullananlar için çok ciddi bir problemdir ve tedavi gerektirir. Öncelikle sosyal yaşam önerileri, diyet ve ilaçlar kullanılır. Bunlarla rahatlayarnayan ya da ömür boyu uygulamak istemeyen hastalarda anti-refiü cerrahisi yarar sağlar.
Gırtlak ve yutak kanserinin risk faktörleri arasında tedavi edilmemiş reflüyü sayabiliriz. Ancak bilimsel açidan kesin kanıtlanmış değildir. Asidin gelmesinin, uzun dönemde kronik tahriş sonucunda gırtlak, yutak kanserine nadiren de olsa yol açabildiği düşünülür. Risk yutma borusu alt ucu kanseri gelişimi açısından İse daha nettir. Uzun süreli ve tedavi edilmemiş reflünün ilgili kişiyi yutma borusu alt ucu kanseri gelişimi açısından kesin riske maruz bıraktığını biliyoruz.
Erişkin ya$a ortaya çıkan astımın nedeni çoğu kez reflü olabilir. Bunun nedeni ise reflüsü olan bir kişinin gece yattığında farkında olmadan ağzına ve oradan da akciğerine gelen çok az miktardaki asidin akciğerlerde yaptığı hasardır. Hava yollarına sürekli kaçan çok az miktarda asit, hava yollarında spazmlara yol açar. Hışıltılı solunum ve öksürük atakları ile karakterli kiasik astım bulguları verebilir. Reflünün astını benzeri şikayetlere yo! açabilmesinin ikinci bir nedeni de yutma borusu alt ucu İle hava yollarının ortak sinirlere sahip olmalan. Bu durumda yutma borusu alt uç tahrişine bağlı uyanlan sinirler refleks bir mekanizma ile hava yollarında da spazmlara ve doiayısı ile astım bulgularına yol açabilir. Bazı hastalann boşu boşuna yıllar boyu astım tedavisi görürler.
Astım şikayetleri olan hastada esas problemin reflü olduğunun belirtileri şunlar:
* Gece Öksürüğünün ön planda oluşu ve belirtilerin ağır yemekle şiddetlenmesi,
* Alkol alma ve yatmanın belirtileri tetiklemesi,
* Erişkin yaşta astım tanısı almış olmak,
* Klasik astım ilaçlarından yarar görmemek,
* Reflü şikayetlerinin de olması.
Bariz bir akciğer hastalığı olmaksızın sürekli ve geçmeyen öksürükle seyreden en önemli iki hastalık; sinüzit ve burun arkasında sürekti akıntı olmasıdır. Bunların olmadığı durumlardaki kronik öksürüklerin en önemli nedeni reflüdür. Burada durumun nedeni kişinin fark etmeden akciğerlerine az miktarda da olsa mide içeriğinin kaçması ve buna bağlı tahriştir.
Yutma borusu ile mide bileşkesindeki kapanma mekanizmasında bozukluğa yol açan mide boşalma güçlüğü, mide fıtığı ve reflü hastalığı gibi nedenler nadiren de o!sa ağız kokusuna yol açabilir. Ancak şikayeti ağız kokusu olan birinde salya azlığı, diş enfeksiyonu, bademcik iltihabı, sinüzit ve bazı akciğer hastalıklarının olmadığının tespit edilmeli.
Stres direkt olarak reflü yapmaz ve reflüyü artma bîr etkisi de yoktur. Zaten reflüsü olan bir kişide stres mevcut şikayetlerin algılanmasını artırarak daha fazla sıkıntıya yol açabilir. Ciddi stres, midedeki asit miktarını artırarak gastrite ve hatta ülsere neden olur. Yine ‘ reflüsü olan bir kişide yukan kaçan içeriğin asiditesi artacağından daha fazla reflü şikayeti oluşabilir.
Aynı Kategorideki Yazılar
Gluten Alerjisi- Çölyak Hastalığı
Ağrı Kesiciler Nasıl Etki Eder?
Tansiyon Düşmesi ( Düşük Tansiyon )
| En Güzel Paylaşımlar İçin Mail Grubumuza Üye Olun |











Bu yazı için yorum yapın
You must be logged in to post a comment.