KANSER

* Başlangıç döneminde fasulye büyüklüğünde olup sert ve yuvarlaktır. Rengi soluk, hafif hararetlidir.
* Bazı türleri pek fazla ağn-sızi ve acı verir. Bazı türleri de vardır kiF sakindir pek fazla acı vermez.
* Çevresine süratle yayılan türleri olduğu gibi, yayıl-mayıp aynı yerde sabit kalan türleri de vardır. Bazan da yayılmacı olan tür, yayılmacı olmayan türe dönüşebilir.

Tedavi:
* Başlangıç döneminde teşhis ve tedavi edilirse, çoğu kez hastalığı aynı seviyede tutmak, kontrol altında bu­lundurmak, ilerletmemek ve başka taraflara yapılmasını önlemek mümkündür. Bazı hallerde tamamen iyileşmesi ihtimali de vardır. Fakat müzminleşmiş ise mümkün değildir.
* Müzminleşmemiş olanın ameliyatla kesilip alınması da mümkündür. Ancak ameliyat sırasında habis ur’un köklerini dal ve budaklarından hiçbir şey bırakmaksızın kesip almak lâzımdır. Bazan da ameliyat edilmesi hasta için zararlı olabilir. Ameliyattan sonra kanı durdurmak için dağlama yapmak ta gerekli olabilir. Bu dağlamanın da hastaya zararlı olma ihtimali vardır, özellikle habis ur’un önemli organların yakınında olduğu zaman:
* Eskilerin haber verdiklerine göre tabibin biri, hasta bir kadının kanserli memesini ameliyatla dibinden kesip almış, fakat çok geçmeden öbür meme kansere yakalan­mıştır.
* Tedavide asıl maksat, kanseri kökünden yok etmeye çalışmaktır, fakat bu, pek zordur. Bu mümkün olmazsa: Büyümesini önlemeye çalışmak ya da yayılmasını önle­meye çalışmak gereklidir.
“Rahimde meydana gelen kanserin tedavi şeklini yuka­rıda anlatmıştım. Bizden önceki tabiplerin bildirdiğine göre; eğer kanser hastalığı tamamen kökünden sökülüp alınamayacak bir organda olursa özellikle aradan çok zaman geçmiş ve büyümüş ise, onu ameliyatla almak doğru değildir. Çünkü ben, böyle bir hastayı tedavi et­mekte başarılı olamadığım gibi, başarılı olanı da görme­dim. Ancak hastalığın merkezi meme ve uyluklar gibi dış organlarda olur, hiç bir kök bırakılmadan bütünüyle kesi­lip alınması mümkün olursa, özellikle yeni başlangıç dö­neminde olup hacim itibariyle de küçük olursa, bu du­rumda hastaya belli bir süre müshil ilaçlar veririz, eğer vücudunda kan miktarı fazla ise, bir miktar damardan kan alırız, sonra hastayı ameliyata tahammül edecek bir seviyeye getiririz. Daha son ra ameliyata alır, senânir de­nilen özel âletlerle hasta bölgeyi, karpuzun tepesini keser gibi, kökünden yuvarlakça kesip alınz. Kökünden birşey,bir parça kalmamasına gayret ederiz. Ameliyattan son­ra içerde bir şey, bir iz kalmaması için, ameliyat yerinin kanamasına engel olmayız. Pıhtılaşmış kanın çıkmasına da engel olunmamalıdır. Eğer ameliyat sırasında bir da­mar kesilmiş olur ve kan oradan akıyorsa, o daman dağ­layarak kanı durdurmak gerekir. Daha sonra bitkilerden ve ot köklerinden meydana gelen ilaçlarla tedaviye de­vam edersin. Gerçek şifa ise Allah’tandır.
‘ Zakkum ağacının tohumundan elde edilen yağ; sert şişlikleri, urlan, dağıtıp çözer. İlacın faydalı olması için üç veya beş gün buna devam etmek lâzımdır. * Zakkum ağacının kök, dal ve yaprak gibi asıl maddelerinin su ile kaynatılarak şerbet gibi içilmesinden; tohumundan elde edilen yağını kullanmak daha faydalıdır.
* Zakkum yağı, içilerek veya cilde sürülerek kullanılır.
* Zakkum yağı; siyatik; nikris ve mafsal ağrılanna karşı da faydalıdır. Vücutta meydana gelen titreme, uyuşukluk, felç başlangıcı ve kazıklı humma gibi hastalıklara karşı da iyi gelir.
* Soğan ve Sanmsağın gerek çiğ ve gerekse pişmiş ola­rak normal bir şekilde yenilmesi, kansere karşı koruyu­cudur.

Bu yazı için yorum yapın

You must be logged in to post a comment.