<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık ve Diyet, zayıflama, Sağlıklı Beslenme, Diyet Yemekleri &#187; Hastalıklar</title>
	<atom:link href="http://www.saglikvediyet.com/bolum/saglik/hastaliklar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikvediyet.com</link>
	<description>SaglikveDiyet.Com</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Nov 2010 23:34:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Gluten Alerjisi- Çölyak Hastalığı</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.com/gluten-alerjisi-colyak-hastaligi/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.com/gluten-alerjisi-colyak-hastaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2009 20:42:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumekim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Sindirim Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim sistemi hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.com/?p=5333</guid>
		<description><![CDATA[


 Çölyak hastalığı halk arasında adı pek bilinmeyen bir hastalıktır. Bir çok kişi  karın ağrısı ve şişkinlik diye geçiştirdiği şikayetlerin, çölyak hastalığı belrtisi olduğunu bilmeden yaşamına devam etmektedir.
Çölyak Hastalığı Nedir?
Çölyak Hastalığı (Celiac Disease- gluten enteropatisi ) bir ince bağırsak allerjisidir. Gluten adı verilen proteine karşı gösterilen hassasiyet sebebiyle gelişir.
Çölyak hastaları buğday, arpa, çavdar ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"></p> <p>Çölyak hastalığı halk arasında adı pek bilinmeyen bir hastalıktır. Bir çok kişi  karın ağrısı ve şişkinlik diye geçiştirdiği şikayetlerin, çölyak hastalığı belrtisi olduğunu bilmeden yaşamına devam etmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Çölyak Hastalığı Nedir?</strong></span></p>
<p>Çölyak Hastalığı (Celiac Disease- gluten enteropatisi ) bir ince bağırsak allerjisidir. Gluten adı verilen proteine karşı gösterilen hassasiyet sebebiyle gelişir.</p>
<p>Çölyak hastaları buğday, arpa, çavdar ve bir dereceye kadar da yulafta bulunan ve gluten adıyla bilinen proteine tahammül edemezler. Çölyaklı hastalar gluten içeren yiyecekler yediğinde, onların bağışıklık sistemleri ters etki gösterir ve ince bağırsaklara zarar verir. Özellikle çok küçük ve parmak şekline benzeyen villus olarak adlandırılan ince bağırsaktaki emilimi sağlayan yapılar düzleşir ve görevini yapamaz hale gelir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-5334" title="celiac" src="http://www.saglikvediyet.com/wp-content/uploads/2009/10/celiac.jpg" alt="celiac" width="301" height="293" />Çölyak Hastalığının Sonuçları</strong></span></p>
<p>Çölyak hastalığı bağırsaklardaki sindirimi sağlayan villus denilen yapıların bozulmasına neden olur. Bu sebeple besinlerin ince bağırsakta emilmesini önleyen ve ince bağırsakta hasarlar oluşturan bir sindirim hastalığıdır. Kişi ne yerse yesin, sağlıklı beslenemez.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Çölyak Hastalığının Sebepleri Nelerdir?</strong></span></p>
<p>Çölyak hastalığı genetik bir hastalık olarak bilinir yani kişinin ailesinde bu hastalığın çıkma ihtimali yüksektir.  Diğer çölyak hastalığı sebepleri ise şunlardır: Bazen bir ameliyat, çocuk doğumu, gebelik , viral enfeksiyon veya şiddetli duygusal stresten sonra çölyak hastalığı oluşabilir, ya da tetiklenebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Çölyak Hastalığı Ne Zaman Ortaya Çıkar?</strong></span></p>
<p>Çölyak hastalığı kişinin hayatının her hangi döneminde ortaya çıkabilmektedir. Çölyak bazı  kişilerde çocukluk, bazılarında ergenlik, bir kısmında ise orta yaş grubunda Yalnızortaya çıkabilmektedir. Yalnız en çok sekiz ile oniki aylık çocuklarda, ve otuz ile kırk yaş arasında ortaya çıkmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.com/gluten-alerjisi-colyak-hastaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüberküloz</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.com/tuberkuloz/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.com/tuberkuloz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 14:29:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenantemmuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.com/?p=5143</guid>
		<description><![CDATA[ Tüberküloz, Mycobacterium tuberculosis bakterisinin neden olduğu yaşamı tehdit edebilecek bir enfeksiyondur.
Tüberküloz olan çocuk sayısı giderek artmaktadır. Çocuklar tüberküloza her yaşta yakalanabilirler. Birçok çocuk bu enfeksiyonu öksürerek bakterilerini yayan bir yetişkinle temas ederek alır. Okullarda ve çocuk bakım merkezlerinde tüberküloz salgınları yaşanabilir.

Bir çocuk bu hastalığı kaptığında bakteriler çocuğun ciğerlerinden çoğalmaya başlar. Çoğunlukla vücudun bağışıklık sisteminde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tüberküloz, Mycobacterium tuberculosis bakterisinin neden olduğu yaşamı tehdit edebilecek bir enfeksiyondur.</p>
<p>Tüberküloz olan çocuk sayısı giderek artmaktadır. Çocuklar tüberküloza her yaşta yakalanabilirler. Birçok çocuk bu enfeksiyonu öksürerek bakterilerini yayan bir yetişkinle temas ederek alır. Okullarda ve çocuk bakım merkezlerinde tüberküloz salgınları yaşanabilir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-5146" title="tuberkuloz022" src="http://www.saglikvediyet.com/wp-content/uploads/2009/06/tuberkuloz022-300x253.jpg" alt="tuberkuloz022" width="300" height="253" /></p>
<p>Bir çocuk bu hastalığı kaptığında bakteriler çocuğun ciğerlerinden çoğalmaya başlar. Çoğunlukla vücudun bağışıklık sisteminde enfeksiyon bulunur ve çocukta hiç bir enfeksiyon belirtisi görülmeyebilir. Enfeksiyonun olduğu küçük bölge vücutta yıllarca aktif olmadan kalabilir; birçok insanda bütün hayatları boyunca kalabilir.</p>
<p>Ancak bazı insanlarda bu enfeksiyon yıllar sonra nükseder. Nadir rastlanan durumlarda bir çocuk enfeksiyonu ilk kaptığında hastalanır ve enfeksiyon ciğerlerin her tarafına ve vücudun diğer   bölümlerine yayılır. Sokaklarda yaşayan insanlarla iletişimde olan, hapishanede olan,  HIV pozitif olan, iğneli uyuşturucu kullanan çocuklar ve göçmen işçiler gibi enfekte olma riski yüksek olan çocuklar için özel olarak tüberküloz testleri yapılmaktadır.</p>
<p>Çocuğunuz tüberküloz olan birine temas ettiyse doktorunuza başvurun. Doktorunuz çocuğunuza bir miktar tüberküloz bakterisinin enjekte edileceği bir tüberkülin deri testi yapacaktır.</p>
<p>Deri testi 2 gün sonra kontrol edilmelidir; şişme, kızarıklık ve kaşıntı tüberkülozun var olduğunu ya da geçmişte tüberküloz geçirildiğini gösterir. Deri testi pozitif çıkarsa ve tüberkülozdan şüphe ediliyorsa enfeksiyonun ne kadar yayıldığının belirlenmesi için bir göğüs röntgeni çekilebilir.</p>
<p>Hastalığın ilerlemesini önlemek için anti tüberküloz ilaçları verilebilir.Çocuğunuz tüberküloz olduysa ve henüz hasta değilse enfeksiyonun tedavi edilmesi için yine de ilaç alması gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.com/tuberkuloz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Reflü</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.com/reflu/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.com/reflu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 May 2009 11:30:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ağızdan acı su gelmesi]]></category>
		<category><![CDATA[mide hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[reflü ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[reflü belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[reflü ilacı]]></category>
		<category><![CDATA[reflü ve tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.com/?p=5012</guid>
		<description><![CDATA[Kişinin yediklerinin istemeden ağza doğa: geri gelmesi ve göğüs kemiğinin arkasında yanma hissetmesi en tipik şikayettir. Bu şikayetler sıklıkla yemek yedikten sonra oluşur. Amerikalıların &#8216;hearî bum&#8217; yani kalp yanması dedikleri durumu çoğu hasta, ağza acı su gelmesi ve yanma olarak arılatır. Bu bazen yanma değil de ağrı olarak da algılanabilir. Bu tip bir ağn, ileri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kişinin yediklerinin istemeden ağza doğa: geri gelmesi ve göğüs kemiğinin arkasında yanma hissetmesi en tipik şikayettir. Bu şikayetler sıklıkla yemek yedikten sonra oluşur. Amerikalıların &#8216;hearî bum&#8217; yani kalp yanması dedikleri durumu çoğu hasta, ağza acı su gelmesi ve yanma olarak arılatır. Bu bazen yanma değil de ağrı olarak da algılanabilir. Bu tip bir ağn, ileri yaştaki birinde kalp hastalıdan ile bile karışabilir. Çünkü ciddi bir reflü atağının ağnsı aynen kalp krizi ağrısı gibi boyuna, sırta ve kollara vurabilir. Kalp problemi olduğunu sanıp doktora başvuran ileri yaştaki kişilerin ağnlannın altında yatan neden reflüdür. Reflüde en tipik durum; genç ya da orta yaşlı birinin genellikle yemeklerden sonra veya yattığında, ya da öne doğru eğildiğinde mide içeriğinin ağzına doğru geldiğini hissetmesi ve göğüs kemiğinin ait kısmına yakın bölgede yanma hissi oluşmasıdır. Bazı hastalardaki yanma hissi ise sadece göğüs kemiğinin en alt ucunun arkasında oluşur.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-5013" title="reflu" src="http://www.saglikvediyet.com/wp-content/uploads/2009/05/reflu.gif" alt="reflu" width="407" height="356" /><br />
Reflü hastalığı birçok kişide ise sık tekrarlayan ses kısıklıklarının, seste kabalaşma ve çatallanmanın, ses yorgunluğu dururnlannın ve boğaz problemlerinin araştınlması sırasında tanı konur. Reflüye bağlı boğaz problemi olanlar daha çok sabah uyandıklarında şikayetlerinin fazlalığından yakınır. Bunun nedeni gece yatar pozisyonda uyurlarken hem bilinçsiz olmalarından hern de yerçekiminin koruyucu etkisinden mahram kaldıklarından, fark etmeden olan reflüdür. Böyle hastalara tecrübeli kulak burun boğaz uzmanlan tanı koyabilir. Buna Laringofaringeal refiü denir. Ses kabalaşmasının yüzde 10&#8242;undan, kronik larenjit ve geçmeyen boğaz ağrısının yüzde 50&#8217;sinden, boğazda düğüm hissinin yüzde 30&#8242;undan reflü sorumludur.</p>
<p>İleri derecede asit özellikte olan mide içeriğinin çok az miktannın ağza ve genize gelmesi ses tellerinde, etrafındaki dokularda tahribata neden olur. Şarkıcı, tiyatrocu, spiker, öğretmen, imam gibi sesini profesyonel olarak kullananlar için çok ciddi bir problemdir ve tedavi gerektirir. Öncelikle sosyal yaşam önerileri, diyet ve ilaçlar kullanılır. Bunlarla rahatlayarnayan ya da ömür boyu uygulamak istemeyen hastalarda anti-refiü cerrahisi yarar sağlar.</p>
<p>Gırtlak ve yutak kanserinin risk faktörleri arasında tedavi edilmemiş reflüyü sayabiliriz. Ancak bilimsel açidan kesin kanıtlanmış değildir. Asidin gelmesinin, uzun dönemde kronik tahriş sonucunda gırtlak, yutak kanserine nadiren de olsa yol açabildiği düşünülür. Risk yutma borusu alt ucu kanseri gelişimi açısından İse daha nettir. Uzun süreli ve tedavi edilmemiş reflünün ilgili kişiyi yutma borusu alt ucu kanseri gelişimi açısından kesin riske maruz bıraktığını biliyoruz.</p>
<p>Erişkin ya$a ortaya çıkan astımın nedeni çoğu kez reflü olabilir. Bunun nedeni ise reflüsü olan bir kişinin gece yattığında farkında olmadan ağzına ve oradan da akciğerine gelen çok az miktardaki asidin akciğerlerde yaptığı hasardır. Hava yollarına sürekli kaçan çok az miktarda asit, hava yollarında spazmlara yol açar. Hışıltılı solunum ve öksürük atakları ile karakterli kiasik astım bulguları verebilir. Reflünün astını benzeri şikayetlere yo! açabilmesinin ikinci bir nedeni de yutma borusu alt ucu İle hava yollarının ortak sinirlere sahip olmalan. Bu durumda yutma borusu alt uç tahrişine bağlı uyanlan sinirler refleks bir mekanizma ile hava yollarında da spazmlara ve doiayısı ile astım bulgularına yol açabilir. Bazı hastalann boşu boşuna yıllar boyu astım tedavisi görürler.</p>
<p><strong>Astım şikayetleri olan hastada esas problemin reflü olduğunun belirtileri şunlar:</strong><br />
*	Gece Öksürüğünün ön planda oluşu ve belirtilerin ağır yemekle şiddetlenmesi,<br />
*	Alkol alma ve yatmanın belirtileri tetiklemesi,<br />
*      Erişkin yaşta astım tanısı almış olmak,<br />
*	Klasik astım ilaçlarından yarar görmemek,<br />
*	Reflü şikayetlerinin de olması.</p>
<p>Bariz bir akciğer hastalığı olmaksızın sürekli ve geçmeyen öksürükle seyreden en önemli iki hastalık; sinüzit ve burun arkasında sürekti akıntı olmasıdır. Bunların olmadığı durumlardaki kronik öksürüklerin en önemli nedeni reflüdür. Burada durumun nedeni kişinin fark etmeden akciğerlerine az miktarda da olsa mide içeriğinin kaçması ve buna bağlı tahriştir.</p>
<p>Yutma borusu ile mide bileşkesindeki kapanma mekanizmasında bozukluğa yol açan mide boşalma güçlüğü, mide fıtığı ve reflü hastalığı gibi nedenler nadiren de o!sa ağız kokusuna yol açabilir. Ancak şikayeti ağız kokusu olan birinde salya azlığı, diş enfeksiyonu, bademcik iltihabı, sinüzit ve bazı akciğer hastalıklarının olmadığının tespit edilmeli.</p>
<p>Stres direkt olarak reflü yapmaz ve reflüyü artma bîr etkisi de yoktur. Zaten reflüsü olan bir kişide stres mevcut şikayetlerin algılanmasını artırarak daha fazla sıkıntıya yol açabilir. Ciddi stres, midedeki asit miktarını artırarak gastrite ve hatta ülsere neden olur. Yine &#8216; reflüsü olan bir kişide yukan kaçan içeriğin asiditesi artacağından daha fazla reflü şikayeti oluşabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.com/reflu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Homa (Insülin direnci) testi nedir?</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.com/homa-insulin-direnci-testi-nedir/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.com/homa-insulin-direnci-testi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 May 2009 19:26:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumtanesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şeker Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[homa testi]]></category>
		<category><![CDATA[insüline duyarlılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.com/?p=5001</guid>
		<description><![CDATA[Son dönemde duymaya başladığınız HOMA-IR (İnsülin direnci) testi bize sağlıklı zayıflamak için başvuranların önemli bir kısmına uygulattığımız bir test.
Laboratuvarlarda sabah aç karnına kandan alınan örnekten yapılır. Insüline karşı çevre dokuların verdiği cevabı değerlendirmek için kullanılan bir testtir.Dış veya iç insüline karşı biyolojik yanıtı değerlendirir.
Çevre dokuların insüline karşı duyarlılığı azaldığında kan glukoz düzeyini normal aralıkta tutabilmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde duymaya başladığınız HOMA-IR (İnsülin direnci) testi bize sağlıklı zayıflamak için başvuranların önemli bir kısmına uygulattığımız bir test.</p>
<p>Laboratuvarlarda sabah aç karnına kandan alınan örnekten yapılır. Insüline karşı çevre dokuların verdiği cevabı değerlendirmek için kullanılan bir testtir.Dış veya iç insüline karşı biyolojik yanıtı değerlendirir.</p>
<p>Çevre dokuların insüline karşı duyarlılığı azaldığında kan glukoz düzeyini normal aralıkta tutabilmek için insülin salınımında artış görülür. Yani İnsülin duyarsızlığını veya insülin direncini değerlendirmek için HOMA testi kullanılır. Sağlıklı kişilerde veya insülin direnci olmayanlarda HOMA testi değerinin 2.5&#8242;in altında olması gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.com/homa-insulin-direnci-testi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aspirin</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.com/aspirin/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.com/aspirin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2009 23:09:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumtanesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[aspirinin kullanılması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.com/?p=4989</guid>
		<description><![CDATA[Aspirin (asetilsalisilik asit), yüz yıldan uzun süredir ağrı kesici olarak en sık kullanılan ilaçtır. Günümüzde bütün ailenin kullandığı bir ilaç haline gelmişse de belirli bir dozun üstünde alındığında zehirlenmeye yol açtığından kesinlikle gereğinden fazla kullanılmamalıdır.
Yüz yıldan uzun süredir aspirin, roma­tizmal hastalıkların tedavisinde ilk seçilen ilaç olmuş, ağrı kesici, ateş düşürü­cü ve iltihabı giderici etkisi nedeniyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aspirin (asetilsalisilik asit), yüz yıldan uzun süredir <a href="http://www.saglikvediyet.com/agri-kesici-ilac-secimi/"><strong>ağrı kesici</strong></a> olarak en sık kullanılan ilaçtır. Günümüzde bütün ailenin kullandığı bir ilaç haline gelmişse de belirli bir dozun üstünde alındığında zehirlenmeye yol açtığından kesinlikle gereğinden fazla kullanılmamalıdır.</p>
<p>Yüz yıldan uzun süredir aspirin, roma­tizmal hastalıkların tedavisinde ilk seçilen ilaç olmuş, ağrı kesici, ateş düşürü­cü ve iltihabı giderici etkisi nedeniyle pek çok hastalığın tedavisinde kullanıl­mıştır.</p>
<p>Gerçekte aspirin (asetilsalisilik asit) ve iltihap tedavisinde belli başlı silah­lar haline gelen pek çok ilaç, yararlı et­kilerinin yanı sıra yan etkilerine bağlı göz ardı edilemeyecek tehlikeler içerir. Dolayısıyla, başta aspirin olmak üzere ağrı kesici ilaçların özelliklerini ve istenmeyen yan etkilerini dikkate almak ve bu ilaçları gelişigüzel kullananları da uyarmak gerekir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kullanıldığı Yerler</strong></span></p>
<p>Aspirin ve salisilat grubu ağrı kesiciler çok şiddetli olmayan <a href="http://www.saglikvediyet.com/bas-agrisi-suda/"><strong>baş ağrıs</strong></a>ı, kas ve eklem ağrılarında kullanılır. Salisilatlar ya çevre dokulardaki iltihap mekanizmasını engelleyerek ya da hipotalamusa etkiyerek ağrıyı keser. Salisilatlar hipo­talamusa etkiyerek, ağrı kesici etkinin yanı sıra ateş düşürücü etki de gösterir. Hipotalamus, ısı oluşumu ve kaybını dengeleyerek vücut ısısını ayarlar. Ateş­li durumlarda hipotalamus normal sı­caklığın üzerindeki bir noktaya ayarlan­mış bir termostat gibi işler. Salisilatlar, hipotalamusun bu termostat ayarını dur­durur. Bu nedenle, vücuttaki ısı üretimi yüksek kalsa da çevre dokularda kan akımı hızlandırılarak ve aşırı terleme yoluyla dış ortama ısı kaybı da artırılır.</p>
<p>Salisilatların solunum, merkez sinir sistemi, kalp ve dolaşım sistemi, bağır­saklar, <a href="http://www.saglikvediyet.com/bobrek-yetmezligi-ve-uremi/"><strong>böbrek</strong></a>ler, <a href="http://www.saglikvediyet.com/karaciger-sirozu/"><strong>karaciğer</strong></a> ve <a href="http://www.saglikvediyet.com/kan-nakli/"><strong>kan</strong></a> üze­rinde yan etkileri vardır. Dolayısıyla bu ilaçlar, özellikle yüksek dozda ve uzun süre kullanılmamalıdır.</p>
<p>Genel olarak salisilatların yan etki­leri, sanıldığından daha fazladır. Ne var ki, halk arasında bu ilaçlar tümüyle za­rarsız olarak kabul edilmektedir. Oysa salisilat zehirlenmesi yaşamı tehlikeye sokabilir.</p>
<p>Salisilat zehirlenmesinin ilk belirti­leri baş ağrısı, <a href="http://www.saglikvediyet.com/bas-donmesi-duvar-vertigo/"><strong>baş dönmesi</strong></a>, kulakta çın­lama, bulanık görme, bilinç bulanıklığı, gevşeme duygusu, uykuya eğilim, terle­me, <a href="http://www.saglikvediyet.com/asiri-susuzluk-hissi-polydipsia/"><strong>susuzluk</strong></a>, bulantı ve kusmadır. Başlayan yakınmaların ilacın sürdürülmesiyle daha da ağırlaşacağı ve bunların zehirlenmeye bağlı olduğu göz önüne alınmalıdır.</p>
<p>Salisilatların kullanımında, öteki ilaçlarda göz önüne alınan genel kuralla­ra uyulmalıdır. Bu ilaçlar elden geldi­ğince kısa süre ve tedaviyi düzenleyen hekimin denetimi altında kullanılmalı­dır.</p>
<p>Ateşli durumlarda salisilatlar, hasta­nın genel durumunu bozan yüksek ateşi düşürmek amacıyla kullanılırsa da, ate­şin ilaçla düşürülmesinin, hastalığın ke-sin tedavisi olmadığı, bazen ateşin has­talığa karşı bir savunma mekanizması olduğu unutulmamalıdır.</p>
<p>Soğuk algınlıkları ve hafif solunum yolu enfeksiyonlarında salisilatlar hasta­nın kendisini iyi hissetmesini sağlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.com/aspirin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağrı Kesiciler Nasıl Etki Eder?</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.com/agri-kesiciler-nasil-etki-eder/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.com/agri-kesiciler-nasil-etki-eder/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2009 22:53:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumtanesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı kesici ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[vücuda nasıl etki ediyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.com/?p=4987</guid>
		<description><![CDATA[Ağrı kesicilerin hangi mekanizmayla etkili oldukları tam olarak bilinmemek­le birlikte, bu etkinin uyuşturucu ağrı kesicilerin gösterdiği etkiden farklı ol­duğu deneylerle ve klinik gözlemlerle pekiştirilmiştir. Bu nedenle ağrı kesici­lerin sinir merkezlerine hiç etki etmedi­ği ya da küçük ölçüde etkili olduğu söylenebilir.
Ağrı kesicilerin yalnızca ağrının oluştuğu yerde etkinlik gösterdiklerini ileri süren eski bir görüş geliş­tirilerek günümüzdeki halini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ağrı kesicilerin hangi mekanizmayla etkili oldukları tam olarak bilinmemek­le birlikte, bu etkinin uyuşturucu ağrı kesicilerin gösterdiği etkiden farklı ol­duğu deneylerle ve klinik gözlemlerle pekiştirilmiştir. Bu nedenle ağrı kesici­lerin sinir merkezlerine hiç etki etmedi­ği ya da küçük ölçüde etkili olduğu söylenebilir.</p>
<p>Ağrı kesicilerin yalnızca ağrının oluştuğu yerde etkinlik gösterdiklerini ileri süren eski bir görüş geliş­tirilerek günümüzdeki halini almıştır.</p>
<p>Bu ilaçların daha çok iltihaplı doku ağrıları üzerinde etkili olmasına dayanıla­rak, histamin ve serotonin gibi iltihaplı dokularda açığa çıkan maddeleri engel­leyerek ağrı kesici etki gösterdikleri dü­şünülmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.com/agri-kesiciler-nasil-etki-eder/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağrı Kesici İlaç Seçimi</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.com/agri-kesici-ilac-secimi/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.com/agri-kesici-ilac-secimi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2009 22:45:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumtanesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı kesiciler]]></category>
		<category><![CDATA[ağrının doğru tespiti]]></category>
		<category><![CDATA[ağrıya göre ilaç kullanımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.com/?p=4985</guid>
		<description><![CDATA[Ağrıyı gidermek için doğru ilaç seçi­minde yol gösterecek ölçütleri göz önü­ne alırken, ağrının temelindeki nedenin şiddetini ayırt etmek gerekir. Sağlıklı kişilerde ve her yaş grubunda çeşitli be­lirtiler veren ağrı duyulabilir. Çeşitli or­ganlarda ortaya çıkan geçici ağrılar ge­nellikle fazla önemsenmemelidir.
Buna karşılık, fazla şiddetli olmasa da uzun süren ağrılar hafife alınmamalı ve rasgele ilaçlarla dindirilmeye çalışılmamalıdır. Bunun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ağrıyı gidermek için doğru ilaç seçi­minde yol gösterecek ölçütleri göz önü­ne alırken, ağrının temelindeki nedenin şiddetini ayırt etmek gerekir. Sağlıklı kişilerde ve her yaş grubunda çeşitli be­lirtiler veren ağrı duyulabilir. Çeşitli or­ganlarda ortaya çıkan geçici ağrılar ge­nellikle fazla önemsenmemelidir.</p>
<p>Buna karşılık, fazla şiddetli olmasa da uzun süren ağrılar hafife alınmamalı ve rasgele ilaçlarla dindirilmeye çalışılmamalıdır. Bunun gibi, ağn kesici İlaç dozunun artırılması ya da ağrı kesici et­kisi daha güçlü ilaçlara başvurulması da yanlıştır.</p>
<p>Ağrının rahatsız edici etkisini bir an önce yok etmek amacıyla yapılan ve akılcı olmayan bir girişim, tedavi edil­diğinde ağrının tümüyle kesileceği hastalığın uzun süre maskelenmesine ne­den olur. Öte yandan, ağrının şiddeti ve bir türlü geçmemesi de gereğinden faz­la abartılmamalıdır.</p>
<p><strong>Sıklıkla belirli bir bölgede, örneğin göğüsteki ağrı anjina pektoris ya da en­farktüse bağlanır. Oysa, göğüsteki ağrılar çoğunlukla farklı nedenlerle ortaya çıkabilir:</strong> Deri, kas ya da iskelet hasta­lıklarında, göğüs duvarındaki sinirlerin iltihaplarında, göğüs duvarında ya da karında bulunan ve çoğunun da kalple ilgisi olmayan pek çok organın hastalı­ğında da göğüs duvarına yansıyan ağrı­lar olabilir.</p>
<p>İnatçı ya da yineleyici ağrılarda he­kime başvurulmalıdır. Ayrıca bir orga­nik nedene bağlı olmayan ağrılarda da hekime başvurmak gereklidir. Çünkü çoğunlukla önemli psikolojik etkenlerin rol oynadığı bu tür ağrılar ciddi bir ruh­sal tedaviyi gerektirebilir. Ağrı ruhsal ya da bedensel bir bozukluğun önemli bir belirtisi olabileceğinden organik bo­zuklukların yanı sıra ruhsal sorunların da göz önüne alınması gerekir.</p>
<p>Bilinçdışı çatışmaların sonucunda ortaya çıkan ve bunaltı, öfke, korku olarak beliren duygulanım bozuklukları, organlarda işlevsel bozukluklara yol açabilir.<br />
Ruhsal bozuklukların, herhangi bir organa yansımasını ve bozukluklara yol açmasını engellemek için bir psikologa başvurmak gerekebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.com/agri-kesici-ilac-secimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağrı Nedir?</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.com/agri-nedir/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.com/agri-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2009 22:17:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumtanesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı nasıl oluşur]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı sistemi hakkında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.com/?p=4979</guid>
		<description><![CDATA[Ağrı, hastalıkların tanınmasına yarayan önemli bir belirtidir; bu nedenle her zaman başka belirtilerle birlikte değerlendirilmelidir. Ağrıyı dindirmek hastanın başlıca isteği olduğu gibi, hekimin de temel görevlerinden biridir.
Ağrı Nedir?
Ağrı, bir hastalığı gösteren, genellikle tanı için önemli bir yol gösterici olan ve her şeyden önce ortadan kaldırılması is­tenen bir belirtidir. Ağrının dindirilmesiyle son bulmayan başka sorunlar da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ağrı, hastalıkların tanınmasına yarayan önemli bir belirtidir; bu nedenle her zaman başka belirtilerle birlikte değerlendirilmelidir. Ağrıyı dindirmek hastanın başlıca isteği olduğu gibi, hekimin de temel görevlerinden biridir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Ağrı Nedir?</span></strong></p>
<p>Ağrı, bir hastalığı gösteren, genellikle tanı için önemli bir yol gösterici olan ve her şeyden önce ortadan kaldırılması is­tenen bir belirtidir. Ağrının dindirilmesiyle son bulmayan başka sorunlar da olabilir. Bu belirti iyi değerlendirilmeli, kesinlikle bir tanı konmalı ve ağrıya ne­den olan hastalık saptanmadan ağrı ke­sici ilaç verilmemelidir. Dolayısıyla, pek çok yan etkileri olan ağrı kesiciler hekime danışmadan kullanılmamalıdır.</p>
<p>Ağrının organik ve ruhsal olmak üzere iki bileşeni vardır. Organik (nöro­lojik) bileşen, çevredeki dokulardaki ağrılı uyarıdan beyin kabuğundaki sinir merkezlerine taşıyan sinir yollarından oluşur. Bu uyarılar beyin kabuğunda al­gılanır. Ruhsal bileşen de beyin kabu­ğundaki sinir yapısındaki alanlardan kaynaklanır; bu alanlar ağrı uyarıları nitelik, yoğunluk ve kökenlerine göre değerlendirir.</p>
<p>Ağrının ruhsal yönü, gerek kesin ta­nı konması, gerek tedavide ağrının dışa­vurumu açısından önem taşır. Kökeni aynı olan ya da aynı yoğunluktaki ağrı, hastanın kişisel ya da toplumsal yapı­sıyla ilgili çok sayıda etkene bağlı ola­rak farklı biçimde dışavurulur. Örneğin, ağrıya karşı son derece dayanıklı olan ve duyguları dengeli olan kişiler ağrı nöbetlerine daha kolay dayanır ve pek az belirtiyle atlatabilir. Buna karşılık, bazı hastalar için hafif ağrılar bile ya­kınma nedeni olabilir. Ne var ki, burada önem taşıyan nokta hastanın çektiği acı olup, tedavide bu durum göz önüne alınmalıdır.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-4940" title="polikistik-over-sendromu" src="http://www.saglikvediyet.com/wp-content/uploads/2009/03/polikistik-over-sendromu-300x297.jpg" alt="polikistik-over-sendromu" width="300" height="297" /></p>
<p><img src="file:///C:/DOCUME~1/kenan/LOCALS~1/Temp/moz-screenshot.jpg" alt="" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Ağrının Anlamı</strong></span></p>
<p>Ağrı, vücudun herhangi bir bölgesinde bir hasar oluştuğunu gösterir. İlk kez bir gül fidanını elleyen bir bebek, eline di­ken battığında ağrı duymasaydı bunu parmağını kanatana değin yinelerdi. Ağrı duyusu, insanda bir savunma me­kanizması olarak gelişmiştir. Bu duyu belleğin derinliklerine yerleşir ve çocu­ğun ağrıya yol açan şeyleri yapmasını engeller. Vücudumuzu, çeşitli lezyonlara, örneğin yaralara, batmalara, çarpma­lara, yanmalara neden olabilen zararlı dış ve iç etkenlerden (bir diş ya da par­mak enfeksiyonu gibi) ağrı duyusu ko­rur.</p>
<p>Ağrılı uyarılar vücut için vazgeçil­mezdir. Ne var ki, ender de olsa ağrıya kayıtsızlık durumunda bu sistem işle­mez. Ağrı duyma mekanizması bozuk olanlar, ağrı duymadıkları için kırıklar, yanmalar ve yaralanmalara karşı tü­müyle savunmasızdır ve bu nedenle vü­cut sağlıkları sürekli tehdit altındadır. Ayrıca, ağrı ruhsal olgunlaşmayı sağlar. Ruhsal olgunlaşmanın yetersiz olduğu durumlarda ağrının algılanmasında do­ğuştan gelen bir bozukluk olduğu sap­tanmıştır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Ağrı Nasıl Oluşur</strong></span></p>
<p>Ağrının oluşumunda vücudun her böl­gesinden kalkan ve omuriliğe gelerek omurilik boyunca beyne ilerleyen duy­sal sinir lifleri rol oynar. Bu lifler omu­rilik boyunca ilerleyerek beyindeki ağrı merkezlerine gider. Bu merkezler, omuriliğin bir uzantısı olan beyin kökü bo­yunca dağılmıştır ve ağrı uyarılarını bi­linç düzeyine iletir. Bilinçsizken ağrı duyulmaz. Bu nedenle anestezik mad­deler, ameliyat sırasında ağrı duyusunu ortadan kaldırarak hastayı uyutur. Ağrı uyarıları bu sırada etkin olsa da, ağrı mesajı bilinç düzeyine ulaşmaz ve hasta ağrı duymaz. Ağrı sistemine hasar algı­layan sistem adı da verilir.</p>
<p>Doğa, bazı koşullarda dıştan gelen zararlı etkenlere karşı savunmayı sağla­yan bu sistemin, bazı koşullarda da en­gelleyici olmaması için önlemler almış­tır. Örneğin kaçış, savunma gibi durum­larda ya da bir kavgada, başka bir de­yişle, kaygı ve gerginliğin zirvede oldu­ğu durumlarda yani ağrının önemli öl­çüde engelleyici olduğu koşullarda, ağrı karşıtı bir mekanizma devreye girerek, insan ya da hayvanın vücuduna gelen darbelerin acısını duymamasını, güçten düşmemesini ve kavgayı sürdürmesini sağlar.</p>
<p>Kişinin şiddet gerektiren durum­lar karşısında kalması, bu karşıt siste­min devreye girmesine neden olarak ağ­rı uyaranlarının bilince geçişini engel­ler. Bu sistemi, duygusal gerilim arttık­ça aralıkları daralan ve normal koşullar­da tüm ağrılı uyarıların geçmesini sağ­layan bir kafese benzetebiliriz. Ağrıyı engelleyici sistem, tehlikeli durumlarda her türlü ağrıyı etkisiz hale getirerek kişiyi ağrı duyusundan kurtarır. Doğa bir­birine karşıt iki sistem oluşturarak biri­nin tehlikeli olduğu durumda karşıtını devreye sokar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.com/agri-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ülser ve Tedavisi</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.com/ulser-2/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.com/ulser-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2009 17:12:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[mide hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[mide yarası]]></category>
		<category><![CDATA[midede yara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.com/?p=4972</guid>
		<description><![CDATA[Ülser Nedir?
Dr. Orsan Günöz: Midenin ya da onikiparmak bağırsağının mukoza dediğimiz iç yüzünde ortaya çıkan yaradır. Ülser sanıldığı gibi en çok midede değil onikiparmak bağırsağında oluşur. Onikiparmak bagırsağmdaki ülser selim tabiatlıdır, kötü bir hastalığa sebep olmaz. Ama midedeki ülsere karşı dikkatli olmak gerekir çünkü kansere yol açabilir. Mide ülserini gördüğümüz zaman kanser kuşkusu var mı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ülser Nedir?</strong><br />
<strong>Dr. Orsan Günöz:</strong> Midenin ya da onikiparmak bağırsağının mukoza dediğimiz iç yüzünde ortaya çıkan yaradır. Ülser sanıldığı gibi en çok midede değil onikiparmak bağırsağında oluşur. Onikiparmak bagırsağmdaki ülser selim tabiatlıdır, kötü bir hastalığa sebep olmaz. Ama midedeki ülsere karşı dikkatli olmak gerekir çünkü kansere yol açabilir. Mide ülserini gördüğümüz zaman kanser kuşkusu var mı diye mutlaka biyopsi alırız.</p>
<p><strong>Ülserin Sebepleri Neler?</strong></p>
<p>Dr. Orsan Günöz: En çok karşılaştığımız neden strestir; mide asidinin fazla yükselmesine yol açarak ülsere yol açar. Yanlış beslenme alışkanlıkları, mideyi uzun süre boş bırakma da ülser nedeni olabilir. Bir de son yıllarda keşfedilen helikobakter pilori adlı bir mikrop ülsere yol açıyor. Bu mikrobu bulduğumuz zaman antibiyotik tedavisine başlarız.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-4973" title="ulser" src="http://www.saglikvediyet.com/wp-content/uploads/2009/04/ulser.bmp" alt="ulser" /></p>
<p><strong>Hangi Gıdalar Ülser Riskini Artırır?</strong></p>
<p><strong>Dr. Orsan Günöz:</strong> Gıdanın cinsi konusunda çok fazla söyleyebileceğimiz bir şey yok. Bu, kişiye göre değişebilir. Çok acı, baharatlı gıdaların mide hastalığına yol açtığı ezelden beri söylenir.</p>
<p><strong>İlaçlar Ülsere Yol Açar mı?</strong></p>
<p><strong>Dr. Orsan Günöz:</strong> Evet. Özellikle ağrı kesici ve anti-romatizmal (non-steroidal) ilaçlar ülserin önemli sebepleri arasında. Bu ilaçlar koruyucu bariyer görevi gören midenin iç tabakasını bozar ve ülsere yol açar.</p>
<p><strong>Kimler Ülser Riski Altında?</strong><br />
<strong><br />
Dr. Orsan Günöz:</strong> Ülser çocukluk yaşlarında pek görülmüyor. Erişkin yaşların hastalığıdır. Yine sigara içenler ülser riski altındadır. Çünkü sigara mide asidini en çok artıran faktördür. Bu nedenle tedavinin amaçlarından biri de hastaya sigarayı bıraktırmaktır.</p>
<p><strong>Ülserin Belirtileri Neler?</strong></p>
<p><strong>Dr. Orsan Günöz:</strong> Bazı hastalarda ülser herhangi bir belirti vermez. Genellikle görülen yakınmalar ise şunlar:<br />
•	Midede yanma, ekşime,<br />
•	Özellikle açlıkla gelen ağrı, kazıntı hissi,<br />
•	Gece uykudan uyandıran ağrılar,<br />
•       Nadiren kusma ve bulantı.</p>
<p><strong>Ülser Tedavi Edilmediğinde Ne Tür Belirtiler Ortaya Çıkar?</strong><br />
<strong><br />
Dr. Orsan Günöz:</strong> Mide delinmeye ve mide kanamasına yol açabilir.</p>
<p><strong>Tanı Nasıl Konulur?</strong><br />
<strong><br />
Dr. Orsan Günöz:</strong> Ülser kuşkusu varsa endoskopi yapmak şart. Ülser midedeyse mutlaka biyopsi alınır.</p>
<p>Endoskobi Nedir?</p>
<p><strong>Dr. Orsan Günöz:</strong> Bu yöntemde çok ince bir boru hastaya yutturulur. Bu boru mideye ve onikiparmak bağırsağına gönderilir. Boru geçtiği bölgeleri bir televizyon ekranına yansıtır. Hekim de görüntülere bakarak tanı koyar. Endoskopi yapmak için hastanın aç olması yeterlidir. Ağrılı bir işlem değildir. İşlem öncesinde hastaya damar yoluyla hafif bir uyku ilacı yapılır. Bu da hastanın rahat olmasını sağlar. Endoskopi sanıldığı gibi midede delinmeye yol açma riski yüksek olan bir işlem değil. Bu risk çok ama çok düşüktür.</p>
<p><strong>Ülser Nasıl Tedavi Edilir?</strong></p>
<p><strong>Dr. Orsan Günöz:</strong> ilaçtan önce kişinin yaşam biçiminde bazı değişiklikler yapması gerekiyor. Örneğin az az sık sık yemeniz, midenizi hiç hoş bırakmamanız &#8216; ama hiçbir zaman da tıka basa doymamanız, yemek yerken lokmaları iyi çiğnemeniz Önemli. Son zamanlarda elimizdeki en geçerli ilaç, proton pompası inhibitörleri&#8217;dir. Gerekirse asit salgısını azaltan ilaçlar verilebilir. Ülser, helikobakter pilori mikrobundan kaynaklanıyorsa 2 hafta boyunca antibiyotik tedavisi kullanılır.</p>
<p><strong>Hastanın Ülser Nedeniyle Ameliyat Olması Gerekir mi?</strong></p>
<p><strong>Dr. Orsan Günöz</strong>: Hayır. 80&#8242;li yılların başında ülser ameliyatları yapılıyordu. Ama artık ilaçlarla ülser başarılı bir şekilde tedavi ediliyor. Artık sadece midede delinme olursa ameliyatın geçerliliği var. Kanamalarda bile endoskop aracılığıyla kanama durdurulabilir.</p>
<p><strong>Ülser Tedaviye Rağmen Tekrarlar mı?</strong></p>
<p><strong>Dr. Orsan Günöz:</strong> Hasta yaşam biçimine dikkat etmez, sigara içmeye devam eder, yemek yeme düzenini değiştirmezse tekrarlayabilir.</p>
<p><strong>Mide Şikayetleri Olanların Nereye Başvurması Gerekir?</strong></p>
<p><strong>Dr. Orsan Günöz:</strong> Mide hastalıklarıyla ilgilenen bölüm, gastroenterolojidir.</p>
<p><strong>Mide İlaçları İktidarsızlık Yapar mı?</strong><br />
<strong><br />
Dr. Orsan Günöz:</strong> Hayır, yeni nesil mide ilaçlarında bu risk yok.</p>
<p>Egzersiz Yapmanın Ülsere Yararı Olabilir mi?</p>
<p><strong>Dr. Orsan Günöz:</strong> Düzenli spor yapmak stres kontrolünü kolaylaştırıyor, mide asidini azaltıyor ve dolaşım sistemini güçlendiriyor. Bu açıdan bakarsak egzersiz yapmak dolaylı olarak ülsere katkıda bulunabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.com/ulser-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Polikistik Over Sendromu</title>
		<link>http://www.saglikvediyet.com/polikistik-over-sendromu/</link>
		<comments>http://www.saglikvediyet.com/polikistik-over-sendromu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2009 16:43:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikvediyet.com/?p=4939</guid>
		<description><![CDATA[Dönem dönem sağlıksız beslenme konusunda engellerle karşılaşsanız da beslenmenize dikkat etmeye çalışmalısınız. Polikistik Over Sendromu günümüzde bir çok kadını ilgilendiren bir rahatsızlık. Sonuçları şeker hastalığı, kısırlık, kalp rahatsızlıklarına kadar dayanabiliyor. Fark edilmeyecek kadar sinsi belirtileri olan bu rahatsızlığı gelin birlikte tanıyalım ve tedavi olmak konusunda geç kalmayın.

Hastalığın tedavisinde fazla kiloların zamanla verilmesi çok önemli bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dönem dönem sağlıksız beslenme konusunda engellerle karşılaşsanız da beslenmenize dikkat etmeye çalışmalısınız. Polikistik Over Sendromu günümüzde bir çok kadını ilgilendiren bir rahatsızlık. Sonuçları şeker hastalığı, kısırlık, kalp rahatsızlıklarına kadar dayanabiliyor. Fark edilmeyecek kadar sinsi belirtileri olan bu rahatsızlığı gelin birlikte tanıyalım ve tedavi olmak konusunda geç kalmayın.</p>
<p><img src="http://www.saglikvediyet.com/wp-content/uploads/2009/03/polikistik-over-sendromu-300x297.jpg" alt="polikistik-over-sendromu" title="polikistik-over-sendromu" width="300" height="297" class="alignleft size-medium wp-image-4940" /></p>
<p>Hastalığın tedavisinde fazla kiloların zamanla verilmesi çok önemli bir rol oynuyor. Çünkü bu rahatsızlıkta kilo hastalığı hastalık kiloyu tetikliyor. Bu durumda kilo kaybetmek tedavi sırasında büyük önem taşıyor. İnsülin direnci, obezitenin neden olacağı diğer risk faktörleri ve tedavinin seyri açısından önemli.</p>
<p>Sağlıklı bir ay geçirmeniz dileğiyle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikvediyet.com/polikistik-over-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

